Prof. Sania BALTONOVA / 2.Oturum
Öyle ki Friedman’ın, emisyonun genişletilmesinin bir zorunluluk olduğundan bahsederken bunun oranının ne kadar olması gerektiğini izah edememesi veya genişletmenin ...
25 Kasım 2007 00:53
Temel Görüş: Ekonomiye topyekün çözüm…
Mili Ekonomi Modeli’yle Türk-İslam medeniyeti batı medeniyeti karşısında tekrar üstünlüğü elde edecektir.
Takdim:
Muhterem Haydar Baş, değerli kardeşler, dostlar, akrabalar, İki gün önce kazandan Tataristan'ın başkentinden uçakla İstanbul'a geldik.
Uçağımızda iki çeşit insan vardır. Bir kısmı Türkiye'den İstanbul'daki işçiler onlar Kazan'da inşaat yapıyor ve çalışkandırlar, ikinci kısmı bavul ticareti yapan daha çok bayanlar. Türk işçileri Kazan'a çalışmaya gidiyor, Rusya kadınları hayatlarını iidame etmek için bavul ticareti yapıyor ve bunun için Türkiye'ye geliyorlar. Şöyle ve böyle bu iki olay iki ülke arasında irtibatın olduğunu göstermektedir, belki asgari seviyede ama mevcut.
Değerli Haydar Baş'ın, MEM bize fakirlikten çıkmış, milletlerin hayatını değiştirme mutluluk bulma yollarını göstermektedir ve ispatlamaktadır. Biz bu hizmeti böyle anlamaktayız.
Değerli Haydar Baş'ın, MEM bize fakirlikten çıkmış, milletlerin hayatını değiştirme mutluluk bulma yollarını göstermektedir ve ispatlamaktadır. Biz bu hizmeti böyle anlamaktayız.Milli Ekonomi Modeli, getirdiği orijinal kurallar ve yeni bakış açısı ile bizce diğer sistemlerle karşılaştırılamayacak bir üstünlüktedir.
Tezi incelediğimizde en dikkat çeken özelliği tüketici kesiminin güçlendirilmesi için getirdiği kurallardır.
Her sistemin esas olarak ele aldığı bir sınıf vardır. Milli Ekonomi Modeli ise hem diğer sistemler tarafından gündem edilmeyen, hakları gasp edilen kesimin güçlendirilmesini hedeflemekte, hem de ekonominin şimdiye kadar halledemediği sorunların bu kesimin güçlendirilmesi ile çözüleceğini ispatlamaktadır.
Zira, insanların asıl meselesi, tezde geniş izahını bulduğu gibi kaynak sıkıntısı değil, bunu kullanma imkanlarından çoğunluğun mahrum olmasıdır.
Global düzende, çok küçük bir azınlık imkanlara ve kaynaklara hakimken, milyarlarla ifade edilen ve fakat neredeyse hiçbir hakka sahip olmayan insanların yer aldığı bir dünyada yaşıyoruz.
Tezin temelde konu ettiği bu mutsuz çoğunluk, haklarına, Milli Ekonomi Modeli ile kavuşturuluyor.
Büyük devlet anlayışındaki sistem, fakirin hakkını verme, ihtiyaç sahibine imkan tanıma temeli üzerine bina edilmiştir.
Bu yönüyle tüketim yanlısı bir model olarak karşımıza çıkan Milli Ekonomi Modeli, bir benzeri komünizmde denenen ama uygulamada ileri gidemeyen tezin de çok ötesindedir.
Komünist sistemde kişilerin devletin güvencesinde olması ve sınıf farklılığının kaldırılması gaye edinilmişken, zaman içinde imkanlar devlet idaresinde söz sahibi olan kesimin elinde toplanmıştır.
Milli Ekonomi Modeli’nde ise böyle bir menfaat grubu olamaz. Çünkü çoğunluğun sorunlarına çözümler getirerek işe başlayan sistemde, menfaatlerinin karşılanmadığı bir grup mevcut değildir.
Tezin vergi ile ilgili bahsini ele alalım.
Sadece bu örnekte de anlaşılacaktır ki, bir kesim içinmiş gibi görünen kurallar uygulamada aslında toplumun tamamının menfaatlerini karşılamaktadır.
Her gelir grubunun aynı oranda vergi vermesinin yanlışlığını izah eden tezde, kazanca göre bir vergi miktarı ayarlanması vardır.
100 milyarın altında geliri olanlardan vergi alınmaması, tüketici kesimin bu vergi miktarınca gelirinin artmasına ve tüketim imkanlarının genişlemesine vesiledir.
Bu, tüketimi arttıracağı için pazarda daha çok malın satımı demektir, yani üretim tetiklenir, üretici de kazanır.
Daha çok kazanan üreticiden ise, kazancı nispetinde alınacak oran artacaktır.
Yani devletin eline geçecek, vergi de artacaktır.
Görüldüğü gibi mükemmel bir ahenk içinde ekonominin her aktörünü değerlendiren Milli Ekonomi Modeli’nin dikkate almadığı bir sınıf veya menfaatlerini karşılamadığı bir kesim yoktur.
Bu, şimdiye kadar düşünülse de hayata geçirilememiş bir orijinalliktir. Bu özellik aynı zamanda tezin uygulanabilirliğini de arttırmaktadır.
Günümüze kadar uygulana gelen kapitalist ve sosyalist anlayışlar, beraberlerinde halledemedikleri meseleleri de sistemlerin kuralları haline getirmişlerdir.
Öyle ki Friedman’ın, emisyonun genişletilmesinin bir zorunluluk olduğundan bahsederken bunun oranının ne kadar olması gerektiğini izah edememesi veya genişletmenin sebebini bilmediğini itirafı ya da denenmiş hiçbir sistemin ekonomilerin en önemli meselelerinden olan sürekli büyüme konusu hakkında bir çözüm getirememesi bunlardandır.
Yukarıdaki problemlerin kapitalist ve sosyalist anlayışlarla halledilememesi gayet tabiidir.
Zira, her biri, ekonominin belli konularını ele almış ve yalnızca sorun gördüğü bu noktanın halline uğraşmıştır.
Böyle bir eksik bakış açısı da sadece tek yanlı bir çözüm ortaya koymuştur.
Hatta adaletsiz bir gelir dağılımında olduğu gibi, konunun halledilebilmesi için ekonominin diğer bahislerinin çözümsüz bırakılması bile tabii karşılanmıştır.
Oysa ki ele alınan konu ekonomi, yani insan merkezli olunca ortaya atılan tezin de insanın tüm ihtiyaçlarına çözüm sunacak bir bütünlük içinde olması gerekmektedir.
Aksi halde bahsi geçen görüşler bir tez değil, ekonominin belli konularına çözümler getiren yeni açılımlar olmaktan ileri gidemez.
Bu çerçeveden bakıldığında denenen tüm sistemler bize göre sadece görüştür ve eksik oldukları için başarısız olmaları da gayet tabiidir.
Mili Ekonomi Modeli’nin en önemli farklarından biri; ekonominin tamamını masaya yatırmasıdır.
Ele alınan konular aslında bütünün parçalarıdır ve ancak hepsi beraber hayata geçirildiğinde sistem oluşmaktadır.
Örnek olarak; Sosyal Devlet Projesi’ni ele alırsak, sistemin önemli bir ayağını oluşturan bu proje ile hem vatandaşın ihtiyaçlarına cevap verecek güçlü bir devlet anlayışı hayata geçirilirken, hem de ekonomilerin halledemediği sürekli büyüme meselesine destek olunmaktadır.
Aynı zamanda üretimin de katlanmasını sağlamaktadır. Bu nedenle tez kendi içinde mükemmel bir dengededir. Eleştirilecek bir bahsi bulunmamaktadır.
Milli Ekonomi Modeli getirdiği orijinal kurallar bütünü ile iktisat tarihinde eleştirilemeyecek model olması özelliğiyle tektir.
Ayrıca kapitalist ve sosyalist sistemlerin halledemediği konuları da çözüme kavuşturduğu için onları da tarihe gömmektedir.
Mili Ekonomi Modeli’yle Türk-İslam medeniyeti batı medeniyeti karşısında tekrar üstünlüğü elde edecektir.
Prof. Sania BALTONOVA - Kazan Tataristan
Bu haber 490 defa okundu.