Temel Görüş :
Oysa Prof Dr. Haydar Başın “Milli Ekonomi Modeli” insan fıtratına dayandığı için, tüm insanlığın menfaatine uyan sosyal adalet modelidir.
Takdim:
Çağdaş ekonominin analitik sonuçları, toplumun genel gelişim kurallarına uyan yeni paradigmaların, teori ve tatbikatın birleşimini gerektiren siyasi ekonominin, 21. yüzyılın uygarlığını belirleyen yeni bir ekonomi modelinin gerektiğini tarihi zaruret olarak değerlendiriyor ve sosyal adalet sorununun çözümünü bunda arıyor.
Kapitalizm sisteminin ve onun “humanizm” değerlerinin dünya insanının menfaatleriyle çelişki durumunda olduğu ve onun yalnız azınlıkta olan global güçlerin menfaatlerine cevap verdiği, artık inkarı imkansız olan bir konudur.
Kapitalizmin II. Dünya savaşına kadar çöken ekonomi sistemi, “kapitalizmin transformasyonu” ile ilgili Keynes, monetarist gibi birkaç ekonomik modelin oluşmasına neden oldu.
Bu modeller, kapitalizmin ekonomi sisteminin çöktüğünü ve yeni ekonomi modeline ihtiyaç olduğunu bildiriyorlardı. Fakat 60’lı yıllardan sonra bu konular unutuldu. Kapitalizmin temel yapısından kaynaklanan sorunlar bitmedi ve onlar günümüze kadar gelişerek daha da şiddetlendi.
Bugün dünyada “küreselleşme” veya yeni “ilmi humanizm” adıyla yeni dünya düzeni tasarlıyormuş gibi davranan global güçler, yaşanan sorunların çözülmesine değil, onların daha da şiddetlenmesine götüren sosyal-siyasi ve ekonomik adımlar atıyorlar.
Prof. Dr. Haydar Baş’ın araştırma yöntemleriyle zengin, sosyal, felsefi bilimleri birleştiren, kapitalizm ve sosyalizmin bir aksiyon gibi tanıttığı yanlış geleneksel anlamları eleştiren “Milli Ekonomi Modeli” 21. yüzyılın güncel sorunlarına cevap olarak ortaya çıkan ve toplumun bütününü kuşatan reel ekonomi modelidir.
Güçlü ilmi delillere ve matematiksel mantığa dayanan bu eserde ortaya konan hakiki ilim, insanoğlunun beynini yanlış fikirlerle zehirleyen cehalete karşı çıkıyor.
Prof. Dr. Haydar Başın “Milli Ekonomi Modeli”nin temelini insan felsefesi oluşturuyor. İnsanı “homo economicus” veya “sosyal hayvan” gibi değerlendiren kapitalizm veya sosyalizm sistemlerinden farklı olarak bu modelde insan, varlığın tüm sırlarını kendinde taşıyan kamil bir varlık gibi değerlendiriliyor ve toplumun sosyal-ekonomi yapısı onun tüm fikri imkanlarının gerçekleşmesine hizmet ediyor.
Oysa, kapitalizmin sosyal-ekonomi sistemi içersinde yaşayan insan, kendi imkanlarını gerçekleştirmek imkanı bulamadan tedricen “homo economicus“ veya “sosyal hayvan” fenomenine dönüşüyor.
Prof. Dr. Haydar Baş, insan felsefesini ve onun fıtratını doğru anlamayan bu sistemlerin hiçbir zaman insanı mutlu edemeyeceğini söylüyor.
Prof. Dr. Haydar Baş’ın “Milli Ekonomi Modeli”nin temel konularından biri de paradır. Üretilen mal ve hizmetlerin karşılığı olan para, insan fıtratının gerçekleşmesine imkan sağlayan, onun düşündüklerini gerçekleştiren, düşünmediklerini bile aklına getiren bir fenomen olarak ortaya çıkıyor.
Prof. Dr. Haydar Başın söylediği gibi para; insanı, düşünmeye ve çalışmaya “tahrik” eden bir unsur olarak bağımsız düşünce sahibi ediyor, ahlaki temellere dayanan insanı, nefsine ve ihtiyaçlarına kul olmaktan kurtarıyor.
Fakat, kendi ihtiyaçlarının kuluna çevrilen parasız insanların azaldığı laf olarak kalıyor. Bunun için dünya nüfusunun büyük bir kısmını oluşturan yoksullar, faizle dünya parasını elinde biriktiren azınlık tarafından yönetiliyor ve milli devletler, kendi parasını basmak ve senyoraj geliri elde etmek hakkından mahrum ediliyorlar.
Prof. Dr. Haydar Baş, kaynakların sınırlı, ihtiyaçların ise sınırsız olduğunu, basılan paranın enflasyona neden olduğunu, dünyada yoksulluk, açlık, savaş, işsizlik, sosyal adaletsizlik ve diğer sorunların tabii olduğunu destekleyen tezlerin, kendi menfaatlerinden dolayı bir bahane olduğunu ve ilmi temele dayanmadığını, ortaya koyduğu antitezlerle ispat ediyor.
Aynı zamanda kapitalist sistemin yanlış bir temelden, yani gelir dağılımındaki dengesizlik, tam istihdam ve sürekli gelişme sorunlarından kaynaklandığına dikkat çekiyor.
Bugün birkaç gelişmiş ülkelerin sosyal-ekonomik temeli, kendi üretimine değil, dünyada yayılan kendi paralarına, az gelişmiş ülkelere verdiği faizli yatırımlara, çeşitli savaşlara ve sömürücülük politikasına dayanıyor.
Gelişmiş ülkelerde de aynı sorunların yaşanması, dünyanın, tüm ekonomileri kendi menfaatlerine bağlayan transmilli azınlık tarafından yönetildiğini gösteriyor.
Oysa Prof Dr. Haydar Başın “Milli Ekonomi Modeli” insan fıtratına dayandığı için, tüm insanlığın menfaatine uyan sosyal adalet modelidir.
Prof. Dr. Haydar Baş’ın “Milli Ekonomi Modeli”, kapitalizmde olduğu gibi azınlığın değil, tüm insanların menfaatlerini, sosyal-ekonomik haklarını, güçlü sosyal-devlet sınırında koruyan ve sosyal adaleti, sürekli büyümeyi sağlayan bir modeldir.
Devletin zayıflamasını isteyen ve onun pazar yönetimini engelleyen liberal ekonomi ideolojiler, aslında paranın faizli yatırımlarla belli ellerde stoklanmasını, yani dünya pazarının, paraların birikim merkezlerinden yönetilmesini, kaynakların ve gelirlerin, belli ellerde toplanmasını sağlıyor ve aynı zamanda, bu eylemlerini pazarın kendi kendini dengelemesi gibi tanıtıyorlar.
Sonuçta pazarda yaşanan para talebinden dolayı, bireylerin tüketim yeteneği ve onunla ilgili olan üretim düzeyi sıfıra iniyor.
Böyle bir pazarda devlet, ne kendi menfaatlerini, ne de kendi insanının sosyal-ekonomik haklarını koruyabilir.
Prof. Dr. Haydar Baş, tüm ekonomik sistemin hastalığına neden olan mikrobun, faiz olduğunu tüm delilleriyle teşhis etmiştir.
Bu hastalıktan kurtulmak isteyen devletin tek tedavisi ise, Prof. Dr. Haydar Başın “Milli Ekonomi Modeli”dir.
Rauf Memedov / Azerbaycan Bilimler Akademisi