Temel Görüş:
Bu model çağdaş yeni ekonominin başlangıcı olacaktır.
Takdim:
Çağdaş ekonomi bilimi pratik bir bilim alanı gibi kendi prensip ve kurallarını ekonomi modeller aracılığıyla gerçekleştiriyor.
Bu ekonomi modeller gelişme projelerinin ve onlara dayanan ekonomi politikalarının belirlenmesine neden olur.
Herhangi bir devlet ekonomi model ortaya koymadan gelişemez. Çeşitli zamanlarda ortaya çıkan bir kaç ekonomi modeli vardır.
Fakat çağdaş küreselleşme ve liberal ekonomi durumunda, bir kaç devletin merkezleşmiş yönetimine dayanan ekonomiden pazar ekonomisine geçiş devrinde yeni bir milli ekonomi modelinin ortaya koyulması büyük önem taşır.
Çağdaş tarih ve teorilerle yakından ilgilenen, onlardan farklı bir bakış açısı ve genellikle eşitsiz yeni bir milli ekonomi modeli ortaya koyan Prof. Dr. Haydar Baş, kendi eserinde çağdaş dünya ekonomisinin önemli sorunlarını ortaya koymuştur.
Türkiye Cumhuriyeti ekonomisi üzerinde geliştirilen bu model, özellikle yeni bağımsız devletlerin her birinde gerçekleştirilmesi mümkün olan evrensel bir modeldir.
Ekonominin çağdaş sorunlarını ve gelişme düzenini yansıtan bu özel modelin Azerbaycan'da da tatbik edilmesine önem verilmelidir.
Milli ekonomi modelin uzlaşan tüm yapı unsurlarını yansıtan ve yeni ekonomi mekanizmasını oluşturan bu sistemli eser, yalnız bir araştırma sonucu olarak ortaya çıkmamıştır.
Kitapta kaynakların sınırlı olmasına ve üretimin üstünlüğüne dayanan çağdaş kapitalist modeller ile kaynakların sınırsızlığına, tüketime, iki reel güç olarak para ve devlete dayanan Milli ekonomi modelin taban tabana zıt olduğu görülüyor. Kitapta yeni, enteresan ve çok önemli fikirler vardır.
Mesela, "kapitalizm ekonomi modelleri kendi sistemlerine uygun bir insan tarifi yapmışlardır.
Kapitalist toplumda ekonomi insan için değil, insan ekonomi içindir. Bireylerin kendi talebinden fazla değer üretmek yeteneğine sahip olmasına ve aynı zamanda kaynakların sınırsız olmasına rağmen toplumda yoksulluk klasik bir sorun olarak devam ediyor.
Bana göre müellif, çağdaş kapitalizmin çözemediği sorunları (gelir dağılımında denge, sürekli büyümenin yakalanması ve tam istihdamın sürekli sağlanması gibi sorunları) çözecek önemli bir ekonomi model yaratmak amacı taşıyor.
Üretimle yandaşı tüketime önem veren, sanırsız kaynaklar, sınırlı ihtiyaçlar, sonsuz tamah düşüncesine dayanan bu modelin başka modellerden bizi ilgilendiren farklı özellikleri vardır. Para ve devlet aracıyla gerçekleşen bu model, üçüncü reel ve üstün bir gücün yani iman gücü aracıyla daha mükemmel bir gerçekliğe kavuşabilirdi.
Prof. Dr. Haydar Baş, paraya yeni bir bakış açısı getiriyor, paranın tahrik unsuru ve emek ile üretimin karşılığı olma özelliğine, aynı zamanda yeni pazar ve devlet ilişkilerine önem veriyor.
Burada sosyal devletin üretim ve tüketim dengesini sağlamakla üretici ve yoksul insanları savunma mekanizması belirleniyor.
Devlet, vergileri ve senyoraj gelirini vatandaşlara geri vermekle gelirlerin tekelleşmesini engelliyor.
Bunlar, çağdaş kapitalist modelinden farklı özelliklere sahip olan yeni ekonomi düşüncelerdir.
Milli ekonomi modelde faiz gelir dağılımında dengeyi bozan bir unsur gibi değerlendiriliyor. Bu, tartışılması gereken çok enteresan bir fikirdir.
Bu fikir gerçekleşmesi takdirde daha etkili olacaktır.
Gelirle para kazanmak değil, üretimle para kazanmak mantığı bakımdan sosyal adalet kurallarına daha yakındır.
Kitapta, bir zamanlar faizi maliyetli para gibi değerlendiren klasik bakışlar yaşanıyor .
Eserde, işçi ücretlerinin aşağı yaşam düzeyi ile dengelenmesinin gelir dağılımında dengeyi bozmasına neden olacağı için her bir insanın hakkının kendisine verilmesi hedefleniyor.
İnsana milli ekonomi modelin merkezinde değer veren Prof. Dr. Haydar Baş, diğer modellerden farklı olarak onu "ekonomi insan" gibi değerlendirmiyor ve ihtiyaçların değil, tamahın sınırsız olduğunu gösteriyor.
Yani doymayan karın değil, gözdür, nefistir diyor.
Talebi sınırlı yapmakla insanları zenginlik içerisinde yoksulluğa götüren çağdaş ekonomi modellerini eleştiren bu ekonomi model, toplumun tüm bireylerini savunuyor.
Bununla ilgili ortaya çıkan sorunları çözemeyen liberalizmi suçlayıp, serbest pazarın toplumu bir kaç insanın kontrolüne bıraktığını mantıkla bir şekilde ispat ediyor ve çok enteresan bir bakış açısıyla kendi modelini tüm bireyleri savunan bir model gibi sunuyor.
Bu modele göre üretip tüketen topluma fayda sağlayan insanları üretici veya tüketiciye diye ayırmak doğru değildir.
Yani her bir insan kendi gelirini artırmakla, başkasının da gelirini artırmış oluyor.
Müellif, bu modelde marksizme aykırı olarak insanın fıtratıyla uzlaşan özel mülkiyetin korunmasına ve bununla ilgili kanunların kabul edilmesine önem veriyor.
Kaynakların sınırsız olmasıyla ilgili ileri sürdüğü farklı görüşlerin derin mantığa dayandığını ve bazen kaynakların sınırlı görünmesini tekelleşme, verimsiz kullanım veya kullanılmama sonucu ortaya çıktığını gösteriyor.
Kaynakları tüm insanlığın hizmetine sunmak insanların sorumluluğuna bağlıdır.
Müellif, Maltuz Teorisinin sınırsız kaynaklar ve nüfus sayısı ile ilgili fikirlerin gerçekliğe uymadığını, insanın tükettiğinden daha fazla değer üretebildiğini ve bununla ilgili olarak artan dünya nüfusumuzun gelecek için tehlike değil, umut yeri olduğunu ispat ederek toplumun en büyük kaynağının insan olduğunu gösteriyor.
Tüketime ve onun denge sağlamasına dayanan bu model, her bir insanı bir güç kaynağı gibi değerlendiriyor.
Fakat, önemli olan onun düzgün yönlendirilmesidir.
Buradan ekonominin yeni tarif ve görevleri ortaya çıkıyor.
Prof. Dr. Haydar Baş ekonominin sınırsız kaynaklardan azami şekilde kullanarak dünyaya gelen her bir insana huzur sağlayan bir bilim alanı olduğunu bildiriyor.
Kitapta, miktar ve nitelik bakımından modelin maddi ve monetar temelleri araştırılıyor.
Bu temeller sırasında insan, kaynaklar, para konusunun gerçekliğe uyan reel bir hakikat olduğu ispat ediliyor.
Türkiye örneğinde araştırılan kaynaklar konusu, aynı zamanda tüm devletler için de geçerlidir.
Bu modelin gerçekleşmesi için "her milletin milli enerji kaynaklarıyla beraber tarım ekonomisi de araştırılıyor.
Tarım ürünlerine pazar teminatı sağlamak, senyoraj gelirini tarım sektörüne yönlendirmek, tarım sektörünü strateji kıta kaynağı gibi değerlendirmek, onun büyük ihracat imkanlarına sahip olduğunu düşünmek gibi değerli fikirler Azerbaycan için de çok yararlı olabilir.
Ormancılık, denizcilik, hayvancılıkla ilgili aynı şeyleri söylemek mümkündür.
Kitapta daha sonra milli ekonomi modelin monetar yönleri araştırılıyor.
Müellif, ekonomide olan anlamları olduğu gibi değil, kendi yeni ilmi bakışları açısından yorumluyor .
Böyle anlamlardan biri de paradır.
O, paraya yeni ve farklı bir tarif veriyor.
Paranı mübadele, tahrik, tasarruf, üretilen mal ve hizmetlerin karşılığı olan, aynı zamanda üretim ve tüketimi hızlandıran gerçek bir unsur olduğunu bildiriyor.
Paranın tahrik unsuru gibi mal ve hizmet üretimin temin eden maliye değerine sahip olması fikrinin yeni olmasını kabul etmek bir kadar zordur.
Fakat, Prof. Dr. Haydar Baş'ın kendi modelinde ilk defa olarak paranın bu unsurunu kullanması tartışılmayan bir gerçektir.
Milli Ekonomide paranın maliye değerine sahip olmadığını gösteren müellif, liberal ekonomide onun böyle bir değere sahip olduğunu gösteriyor.
Maliye değerine sahip olan para "her arz kendi talebini belirler" fikriyle belirlenen "miktar teorisi"" ile bağlıdır.
Bu teori, pazarlara faizle para satanlara imkanlar sağlıyor.
Faizli para emisyonu engelleyerek bazı sorunları da beraberinde getiriyor.
Fakat, müellifin büyük ilmi delillere ve mantığa dayanan bu tezine karşı bir antitez koymak mümkündür.
Liberal ekonomide nüfusun tüketim yeteneğinin alt düzeyde olması, para eksiği ile ilgilendiriliyor.
Niçin para eksiktir?
Çünkü o, özel kapitalist sisteminde küçük bir azınlık tarafından benimseniyor ve yeniden menfaat ihtiraslarıyla faize dönüşüyor.
Karl Marksın sözde "son üretim" adlandırdığı üretimi ise Prof. Dr. Haydar Baş sorunsuz kabul ediyor.
Milli ekonomide mübadelede olan paranın mübadil değeri yoktur.
Çünkü, tam talep ve arz dengesi varsa, yani mal ve hizmetlerin miktarı ne kadarsa, emisyonla pazara devredilen paranın miktarı da o kadardır.
Fakat para karaborsacılığının ekonomik alanda spekülatif para talebinin sürekli teminatı mümkünmüdür sorusunun cevabı karanlıktır.
Milli ekonomi modelde paraya verilen tariften "yeni para denklemi"yaratan Prof. Dr. Haydar Baş "paranın üretim hızı" gibi anlamlarını ilme getiriyor ve onların nispetinin ekonomik manasına vurgu yapıyor.
Milli ekonomi modelin özelliklerinden biri de dış borca nispeten emisyona verilen üstünlüktür.
Modelde "para basmak enflasyona neden oluyor" tezi kabul edilmiyor ve bunun merkez banka ile ilgisinin olmadığı söyleniyor.
Arz ve talep ile ilgili çağdaş ekonomikten farklı yeni görüşler ortaya koyan müellif gelişmede arz değil, arzdan az olan talebi önemsiyor ve bu fikir, üretim unsurlarına harcanan masraflardan elde olunan gelirin üretimden az olması mantığına dayanıyor.
Burada talebi etkileyen unsurların mal çeşitlerine göre bölüştürülmesi, enflasyonla ilgili düşüncelerin derinleştirilmesi müellifin büyük bir ekonomi bilim adamı olduğunu gösteriyor.
Türkiye ekonomisine dayanan bu modelin bazı fikirleri Azerbaycan ekonomisi için de büyük bir önem taşıyor.
Mesela;"gelir dağılımında denge sağlayan toplumlarda, özellikle bizim ülkemizde olduğu gibi fiyat değişiklikleri çeşitli gelir gruplarını etkilediği için bütün ekonomiyi bir tahlil ile yorumlamak mümkün değildir.
Özellikle, gelir dağılımındaki dengesizlik nüfusun büyük bir kısmının açlık düzeyine ulaşmasına neden olmuştur.
Öyleyse, ekonominin bu durumda sağlam olması mümkün değildir.
Milli ekonomi modelin verimlilik konusu da çok enteresandır.
Örneğin, çağdaş kapitalizmde paranın aksine pazardan tasarrufu verimliliği olumsuz etkiliyor ve müellifin söylediği gibi istihdam sorunu olan bir toplum için verimlilik de söz konusu olamaz.
Prof. Dr. Haydar Baş, İMF ve Dünya bankasının talebi azaltmak amacıyla yatırımları engellediğini, üretim miktarını azaltmakla verimliliği azalttığını söylüyor ve kendi modelinde ise üretim= tüketim durumunda tam istihdam sağlayarak verimlilik artıyor.
Müellif, aynı zamanda fazla üretimin olduğu zamanlarda gelir dağılımında olan dengesizlikten ortaya çıkan tüketim olduğu zamanlarda gelir dağılımında olan dengesizlikten ortaya çıkan tüketim sorunundan bahsediyor.
Bu meseleye aynı şekilde yanaşan İsveç iktisadçısı C. Sismondi (1773-1842), Smit ve Rikadrdodan farklı olarak kapitalizmin temel sorununu tüketim eksikliğinde görüyor, bunu çoğunluğun yoksulluğu ile ve "üçüncü şahısların" olmaması, dış ticaret açığıyla ilgili olduğunu söylüyordu.
Zannımca Prof. Dr. Haydar Baş, C.Sismondi’nin "halklar normalden fazla veya az harcama yaptıklarında müflis oluyorlar" fikrini bölüştürüyor.
Milli ekonomi modele göre her zaman meydana çıkan tüketim eksikliği kaldırılmazsa, ekonomi çöker.
Bunun karşısını almak için sosyal devlet modelinin tatbiki gerekiyor.
Bu yanaşma, klasik denge teorilerinden farklıdır.
Bu modelde üretimle tüketim arasındaki dengeyi yalnız başıboş şekilde artan üretimle değil, her ikisini artırmakla sağlamak mümkündür.
Milli ekonomi modelde çağdaş ekonomi biliminin artık belli olan bazı temel anlamlarının yeniden tekrar olunması, eserin yalnız uzmanlar için değil, tüm insanların kavrayacağı bir şekilde sunulduğu gösteriyor.
Bu, milli ekonomi modelin gerçekleşmesi için önemli bir faktördür.
Prof. Dr. Haydar Baş’ın sunduğu ekonomi modelde gelişmeye engel olacak iki mühim sebebin kaldırılması mekanizmi belirleniyor.
Bunlar üretilen tüm ürünlere pazarın ve istenilen miktarda faizsiz yatırımların temin olunmasıdır.
Model, talep arz durumunda niçin enflasyonun yaranmasıyla ilgili soruyu mantıklı şekilde cevaplandırıyor.
Milli ekonomi modelde üretim ve tüketimin birbirinden üstünlüğü söz konusu olmasa da, üretim ekonomi politikanın amacıdır.
Müellifin aşağıdaki fikri geleneksel ekonomi politikası mümessillerinin bakışlarına uygundur: "Parayla para değil, üretim ve ticaretle para kazanmak anlamı ekonomide egemen olmayınca ne ülke ekonomisinin gelişimi, ne de nüfusun istihdam sorunun çözümü mümkün değildir".
Prof. Dr. Haydar Baş'ın kitabıyla ilgili genel olarak şunları söyleyebiliriz:
Kitap ekonomi bilimin özel konularına yenilikler getiriyor ve çağdaş ekonomikten farklı olarak kaynakların sınırsız, tüketimin ise sınırlı olduğunu gösteriyor, hem değer (özel temel gibi), hem de talep ve arzdan bahsediyor, özel mülkiyete önem vermekle liberal ekonominin olumsuz değerlendiriliyor, para emisyonuna üstünlük verilmekle faiz kaldırılıyor, dış borca nispeten para emisyonuna neden olacağını mantıksız olduğun ispat ediyor.
İşçilerin aşağı gelir düzeyinin, emekli talep ve arzın denge sağlamasıyla ilgili yeni bakışlar ortaya koyuluyor.
Ekonomide üretim sorunlarına değil, tüketim sorunlarına önem veriliyor, tüketim ve istihdam arasında karşılıklı etki zaman açısından değerlendiriliyor, insan ancak "ekonomi adam" gibi değil, aynı zamanda manevi değer sahibi gibi değerlendiriliyor.
Bu modelin ekonomi bilim okullarının çağdaş bilim yönlerinin her hangisinin veya birkaçının fikirleriyle uzlaştığını söylemek olmaz.
Prof. Dr. Haydar Baş'ın milli ekonomi modeli ekonomi bilimde yeniliktir.
O, pazar ekonomisine dayanan toplumu adalet, nispi beraberlik unsurlarıyla zenginleştiriyor. Bu model, zayıf ülkelerin güçlü ülkelerden bağımlılığını kaldırmaya, insan unsurundan ve kaynaklardan verimli kullanıma yönelmiştir.
Bütün bunlar ekonomi modelde gerektiği kadar ilmi, mantıklı, aydın ve akıllı şekilde yansıtılmıştır.
Modelin gerçekleşmesi devletin ekonomi politikasıyla belirleniyor.
Modelde yansıtılan fikirleri pratik olarak tatbik etmek önemli meseledir.
Zannımca, yanlız müellife bağlı olmayan bu mühim görevin gerçekleştirilmesi, çağdaş yeni ekonominin başlangıcı olacaktır.
Prof. Dr. Haydar Baş'ın "Milli ekonomi model" kitabı yüksek nazari ve pratik değere sahiptir. O, yeni ekonomi gelişim yolunu arayan Azerbaycan'da tatbik olunabilir.
Bu model ülkede istihdam, enflasyon, yoksulluk gibi sorunlarımızın çözülmesine yardımcı olabilir.
Kitap, aynı zamanda öğrenci, master, öğretmen ve ekonomiyi öğrenmek isteyen okuyucular tarafından bir ders kitabı gibi kullanılabilir.
Bu kitabın büyük baskıyla basılması makbuldur.
Prof. Xosrov Kerimov, Bakü Devlet Üniversitesi / İktisat Teorisi Bölümü